Okan Buruk; elindeki oyuncu profilleriyle kurduğu oyun stratejisi, oyunun akışını bozan veya akışa ayak uydurmayan, uyumsuz, senkronizasyon ve zihinsel çaresizlikler yaşayan takıma dönüşüyor. Dünkü ilk 11 de bunu tartışmak için iyi bir örnek: Singo'nun ilk 11'de başlamaması başka bir soru.
Kulübede yedek olup sahaya sürülmemesi bambaşka bir problemin habercisi. Okan hocada 5 ana stratejik sorun var: 1. Sané var ama oyun stratejisinde Sané'nin istediği alanlaa ilgili hamleler yok Sané'nin en önemli silahı sadece adam eksiltmesi değil; hızlanırken topla buluşmasıdır.
Rakip savunma geri koşarken Sané başka, yerleşmiş savunmanın karşısında beklerken başka oyuncudur. Galatasaray'ın ağır set hücumu rakibi yerleştiriyor. Sonra top Sané'ye geliyor ve ondan mucize bekleniyor. Burada futbolcunun niteliği ile oyunun niteliği çelişiyor.
Sané'yi hızlandırması gereken sistem, Okan hocanın oyun stratejisi ile Sané'yi yavaşlatıyor. 2. Barış Alper'in bulunduğu mevkide dünya futbolu yaratıcılık arıyor. Yani aslında Barış'a "yaratıcı oyuncu" görevi verilmesi gerekiyor. Oysa Barış'ın olağanüstü tarafı yaratıcılığı değil, fiziksel yıkıcılığı.
Rakibi koşuyla bozar. Temas eder. Savunmayı geriye iter. Bekle stoper arasına saldırır. İkinci topları kovalar. 60-70 dakika boyunca rakibin fizik kapasitesini tüketir. Fakat Galatasaray yerleşik hücumda Barış'a topu verip: "Şimdi bir şey yap…" beklentisinde. Barış'ı aslında güçlü olmadığı bir alana sokuyor.
Barış'ın 30 metre top sürerek rakibin dengesini bozmasını istemelisiniz; 30 santimetrelik alanlarda çözüm üretmesini değil. Dolayısıyla Sané'de yapılan stratejik hatanın bir benzeri Barış'ta da var: Sané'nin hızını kullanamıyorsunuz; Barış'ın gücünü de doğru yere yönlendiremiyorsunuz.
3. Yunus'a kaldıramayacağı kadar büyük bir yaratıcılık yükü biniyor Bence takımın en kritik meselelerinden biri burada. Yunus yaratıcı bir oyuncu olabilir. Ama bir takımın bütün yaratıcı organizasyonunu tek başına yönetmek başka şeydir. Rakip kapandığında kim hatlar arasına girecek?
Kim üçüncü adamı bulacak? Kim oyunun yönünü değiştirecek? Kim Osimhen'i savunmanın arkasına kaçıracak? Kim Sané'yi hareket halinde topla buluşturacak? Bu soruların cevabı sürekli Yunus olursa rakibin işi kolaylaşıyor. Nitekim maç sırasında taraftar tartışmalarında Yunus'un 10 numaradaki kullanımı ve klasik bir 10 numara eksikliği de öne çıkan konulardan biriydi.
4. İlkay varsa, yaratıcı aklı neden İlkay'ın çevresinde örgütlemiyorsunuz? İşte burada Okan Buruk'a yöneltilebilecek daha ciddi taktik soru ortaya çıkıyor. Elinizde İlkay Gündoğan varsa, İlkay'ı sadece orta sahada pas istasyonu olarak kullanmak büyük lüks. Çünkü İlkay'ın en büyük özelliği topa sahip olması değil: Top kendisine gelmeden önce oyunun nereye gideceğini görmesi.
Fakat bunun gerçekleşmesi için önünde koşular gerekiyor. Sané çapraz koşacak. Barış bek-stoper arasına saldıracak. Osimhen stoperleri sürükleyecek. Beklerden biri bindirecek. Yunus başka bir koridora geçecek. İlkay o zaman oyunu yönetebilir. Yani mesele "İlkay oynasın" değil, "takım oynasın İlkay takımı oynatsın." 5.
Ve Singo: Neden savunmanın merkezinde alternatif değil? Dünkü maçın üzerinde daha fazla durulması gereken taraflarından biri bu. Singo kadroda olmasına rağmen başlangıç savunması Sallai-Sanchez-Abdülkerim-Jakobs oldu. Singo'nun stoperde kullanılması ise Galatasaray için teorik bir fikir değil; sezon içinde merkez savunmada kullanıldığı örnekler bulunuyor.
Dolayısıyla soru sorulabilir: Hazırlık seviyesi problemli Sanchez yerine veya Sanchez'in fiziksel düşüş ihtimaline karşı Singo neden merkez savunmada ciddi bir seçenek olarak hazırlanmadı? Üstelik Singo'nun atletizmi Galatasaray'ın önde oynayan savunması açısından değerli.
Çünkü önde baskı yapan takımın stoperi yalnızca savunmacı değildir. Arkasındaki 40 metrelik araziyi koruyan adamdır. Sanchez yorulduğunda bu alan büyür. Takımın ön tarafı baskıyı doğru yapamazsa stoper rakiple geniş alanda baş başa kalır. O nedenle Sanchez'in hatasını yalnızca Sanchez üzerinden okumak eksik kalır.
Bütün bunları birleştirince Okan Buruk'un asıl problemi: Oyuncuları seçiyor ama henüz oyuncuların karakterlerini birbirine bağlayan oyunu stratejisini oluşturamıyor. Çünkü elindeki malzeme aslında çok ilginç: Sané = hız ve alan Barış = fiziksel yıkıcılık Osimhen = derinlik ve bitiricilik İlkay = oyun zekâsı Yunus = bireysel yaratıcılık Singo = atletik savunma gücü Bunları aynı kalıba sokmak yerine birbirini tamamlayan bir sisteme dönüştürmek gerekiyor.
Ve çok önemli bir ayrım var: Galatasaray'ın problemi oyuncu kalitesi değil; oyuncu özelliklerinin organizasyonu. Okan Buruk'un Galatasaray'ında kimse kendi oyununu oynayamıyor.